Ben Nehir, 37. Bu geceyi kadın ağzıyla anlatıyorum; Serkan (28) ile oturma odası’de kaldık.
Yenge anlatır: yeğen evde. Halı tüyleri dizde. Ve şu gerçek: amca 40 dk sonra.
Ankara dışarıda kaldı. İçeride Nehir ile Serkan vardı, başka kimse yoktu.
Bedenim benden önce evet demişti. Ben de Serkan’ye doğru adım attım.
Serkan ile aramızda haftalardır biriken bakış oturma odasıde taştı. Bahaneler inceydi; niyet kalındı.
Öpüşme Ankara’nin o köşesinde uzadı — dil, diş, nefes. Halı tüyleri dizde öpücüğün arasına karıştı.
Eller belde buluştu. Nehir olarak bedenimin yalan söylemediğini hissettim; Serkan de aynı netlikteydi.
“Içime gir,” dedim Serkan’ye. Sesim oturma odasınin duvarlarında boğuk dağıldı. Cevabı hareket oldu.
Kilidi bir kez daha yokladım. Amca 40 dk sonra — bu yüzden tempo baştan kontrollüydü.
Serkan parmaklarını Nehir’nin ıslaklığına soktu, kıvırdı. oturma odasıde şapırtı netti. “Orası… saçımdan tut.”
Nehir paketi açtı. Serkan bekledi. Takınca tamam dedik — soru değil, işaret. Halı tüyleri dizde araya karıştı.
Telefon oturma odasıde titredi. Nehir bakmadan ters çevirdi. Serkan tempo bozmadı.
Ayakta oturma odasıde. Serkan duvara yasladı. Soğuk yüzey, sıcak içerisi. Halı tüyleri dizde unutuldu.
“Kanepede sert.” Bu kez daha net. Halı tüyleri dizde bir an geri geldi, sonra yine şapırtı ve nefes. Nehir ile Serkan kilitlendi.
Amca 40 dk sonra aklımızdayken bile bırakmadık. Risk, Ankara’nin o anındaki en keskin baharatıydı.
Serkan bitirdi. Sıcaklık yayıldı. oturma odası bir süre sadece nefes tuttu. Halı tüyleri dizde geri döndü. Nehir hâlâ titriyordu.
Su içtik oturma odasıde. Beş dakika sonra Nehir ile Serkan yeniden birbirine girdi — daha yavaş, daha derin.
“Bunu oturma odasıde yine yapacağız,” dedi Serkan. Nehir başını salladı. Kilidin dönmesi. Ankara bunu biliyor gibi.
Nehir pantolonunu çekerken bacakları hâlâ oturma odası temposundaydı. Serkan güldü — alay değil, tanıdık.
Bir ayrıntı daha: oturma odasıde halı tüyleri dizde ile karışan o küçük ses — Nehir onu unutmuyor. Serkan ise kapıdan çıkarken Ankara’ye normal bir yüzle karıştı. İçeride kalan şey normal değildi.
Nehir sonradan şunu fark etti: oturma odasınin kokusu Serkan’nin tenine sinmişti. Duş bile Ankara sabahında tamamen silmedi.