Adım Baran, 26. Çeşme’de yaşıyorum; dışarıdan bakınca sıradan bir düzenim var.
Dayı marina'da, krem sürerken. Hazal o gece 34 yaşındaydı. Güneş kremi ve tuz hâlâ Çeşme gecesine yapışık duruyor burnumda.
Kısıt şuydu: balkon aralık — ses kıs. Bu yüzden yazlık içinde temkinli ama aç hareket ettik.
Baran olarak anlatıyorum — süs yok, Hazal ile olanı olduğu gibi.
Hazal ile aramızda haftalardır biriken bakış yazlıkde taştı. Bahaneler inceydi; niyet kalındı.
Öpüşme Çeşme’nin o köşesinde uzadı — dil, diş, nefes. Güneş kremi ve tuz öpücüğün arasına karıştı.
Eller belde buluştu. Baran olarak bedenimin yalan söylemediğini hissettim; Hazal de aynı netlikteydi.
“Ağzına al,” dedim Hazal’ye. Sesim yazlıknin duvarlarında boğuk dağıldı. Cevabı hareket oldu.
Kilidi bir kez daha yokladım. Balkon aralık — ses kıs — bu yüzden tempo baştan kontrollüydü.
Giysiler yazlıkde yarım. Hazal’nin memelerini avuçladım; o kemerimi çözdü. “yavaş derin.”
Arkadan, yazlık kenarında. Baran belini tuttu. “taşaklarımı sık.” Çeşme dışarıda kaldı.
“Taşaklarımı sık.” Bu kez daha net. Güneş kremi ve tuz bir an geri geldi, sonra yine şapırtı ve nefes. Baran ile Hazal kilitlendi.
Balkon aralık — ses kıs aklımızdayken bile bırakmadık. Risk, Çeşme’nin o anındaki en keskin baharatıydı.
Hızlı daireler ve derin vuruş. Baran boşaldı. Hazal birkaç kez daha vurdu, sonra o da geldi. Çeşme hâlâ dışarıdaydı.
Boşalmanın ardından Baran için sadece dilinin üstünde sıcaklık kaldı. Hazal konuşmadı. Çeşme hikâyesi burada kesiliyor.
Geriye bakınca Baran net görüyor: balkon aralık — ses kıs olmasa bu kadar keskin olmayacaktı. Hazal pişmanlık rolü oynamadı.
Bir ayrıntı daha: yazlıkde güneş kremi ve tuz ile karışan o küçük ses — Baran onu unutmuyor. Hazal ise kapıdan çıkarken Çeşme’ye normal bir yüzle karıştı. İçeride kalan şey normal değildi.
Baran sonradan şunu fark etti: yazlıknin kokusu Hazal’nin tenine sinmişti. Duş bile Çeşme sabahında tamamen silmedi.