18+ Bu sayfa yalnızca 18 yaş ve üzeri yetişkinlere yönelik rızaya dayalı erotik kurgu içerir.

Liberal24

Komşuya Domates Götürdüm Yanlış Söyledim Sonra

Komşu ·

Ben Murat. 29. Ümraniye. Alt kat.

Üstteki kadın Aylin. 34. Yalnız oturuyor. Asansörde üç kere selamlaştık. Birinde yağmurdan ıslaktı. Birinde elinde kargo vardı. Üçüncüsünde ben domates poşetiyle indim balkonumdan. O da poşete baktı.

“Bolmuş,” dedi.

“İsterseniz vereyim,” dedim.

Gülümsedi. “Bir kilo yeter.”

Çıktım. Kapıyı çaldım. Poşeti uzattım. Plastik ince. Domateslerden biri ezikti. Utandım.

“Teşekkürler Murat bey.”

İsmimi bilmesi tuhaf geldi. Postadan görmüş olmalı. Duraksadım. Bir şey söylemem gerektiğini sandım.

“Saçınız çok yakışmış,” dedim.

Sustı. Eli poşette.

“Dün kestirdim,” dedi. “Berber berbat etti.”

“Yani… doğal duruyor,” dedim. Daha kötü oldu.

Güldü. Kısa. “Girin. Çay koyayım bari. Domatesi bedava almış olmayayım.”

Girdim. Ayakkabı çıkardım. Salon sade. Televizyon kapalı. Balkonda saksı vardı; onun da domatesi olmuş, benimkilere benzemiyordu. Çay demledi. Ben koltuk kenarına oturdum. Konuşma yürümedi. İş. Site aidatı. Asansörün geç kaldığı. O kadar.

Bir ara sustuk. Baktık birbirimize. Ben bardağa baktım.

“Kompliman berbattı,” dedim.

“Berbattı,” dedi. “Ama dürüsttü. Biraz.”

Yine sustuk. Bu sefer daha uzun. Aylin ayağa kalktı. Poşeti mutfağa götürdü. Domatesleri tezgâha dizdi. Biri yuvarlandı. O eğilip aldı; ben yerimde kaldım, çünkü kalkarsam yine bir şey batırırdım.

“Ben gideyim,” dedim.

“Otur,” dedi. “Çay bitmedi.”

Oturdum. Boğazım kurudu. Çaydan yudumladım. Aylin yanıma geldi tekrar. Dizimiz değdi. Çekmedi.

“Ne bekliyorsun,” dedi. Soru değil gibi.

“Bilmiyorum,” dedim.

Öptü önce o. Dudakları çay sıcak. Bu sefer tempo kaçırmadan tuttum. Eli ensemde. Ben belinde. Üstünde ince bir ev kıyafeti. Sütyen yok. Ellemedim hemen. O aldı elimi. Koydu göğsüne. Uç sertti. Avucumda.

Kalktık. Koridorda duvara yaslandı. Öpüştük. Dizine sürttüm. Bir an durdu. “Yatak,” dedi. Başka gerekçe uydurmadı.

Odada ışık açık kaldı. Perde yarım. Aylin tişörtünü çıkardı. Ben kemerimi açtım; düğme bir an takıldı, sonra açıldı. Pantolon dizime düştü. Boxer. Yarrağım kalkmıştı. Aylin baktı. “Tamam,” dedi. Başka bir şey demedi.

Yatağa yattık. Ben üstte. Acele ettim. Parmağımı amına götürdüm. Islaktı. Ama açısı kötüydü. “Şöyle,” dedi. Kendi eliyle tuttu parmağımı. Kaydırdı. Doğru yer. Kıvırdım. Ses çıkardı. Kısa.

Biraz daha denedim. Sonra “yeter, gel” dedi.

Kondom. Cüzdanımda. Açtım. Taktım. Aylin baktı. Bir şey demedi. İyi ki demedi.

Girdim. Sıkı. Çok hızlı gittim. On saniye. Belki on beş. Boşaldım. Kondoma. Durdum. Alnım onun omzunda.

“Erken oldu,” dedim.

“Oldu,” dedi.

Sustuk. Ben utandım. O güldü. “İlk değil,” dedi. “Sende de ilk değil herhalde.”

“Değil,” dedim. “Ama yine de.”

Çıkardım. Çöpe attım. Yanına uzandım. Tavana baktık. Aylin’in ayağı benim baldırıma değdi. Çekmedi. Ben de çekmedim.

“İkinci tur ister misin,” diye sordum.

“Şimdi değil,” dedi. “Bacaklarım uyuştu. Bir de domatesleri doğrayacağım.”

Güldüm. Bu sefer doğru yerde.

Biraz daha yattık. Konuşmadık. Sonra kalktım. Pantolon. Tişört. Poşet boş kalmıştı salonda. Aldım.

Kapıda Aylin tişörtünü giymişti yine. Saçı gerçekten kötü kesilmişti. Söylemedim.

“Murat.”

“Efendim.”

“Saç komplimanını bir daha yapma.”

“Tamam.”

“Domates getirirsen getir. Çay olur.”

Başımı salladım. İndim. Merdiven. Kendi kapım. Poşeti çöpe attım. Duş aldım. Ertesi gün asansörde karşılaşmadık. Öbür gün selam. Kısa. O kadar. Plan yok. Mesaj yok. Balkonda saksı duruyor. Benimkiler de.