18+ Bu sayfa yalnızca 18 yaş ve üzeri yetişkinlere yönelik rızaya dayalı erotik kurgu içerir.

Liberal24

Sunum Öncesi Ofiste: Meslektaşımla Kapıyı Kilitledik

Ofis ·

Kahve ve toner her yerdeydi. Ben Melis, 31. Burak 30. Ofis’nda kalmıştık; konuşmak zor geliyordu, susmak daha zor.

Unvanlar kapıda kaldı. İçeride Melis ve Burak vardı.

“Melis.”

“Efendim.”

“Seni istiyorum,” dedi Burak. “Şimdi. Burada.”

İç sesim: ofis. Burak. Ve bacaklarımın arasının çoktan oyunu bitirmiş olması.

“Ben de,” dedim. “Kapıyı örtüyorum.”

Öptük — temkinli değil, aç. Dilini ağzıma soktu, ben yakasını sıktım. Pantolonunun üzerinden sikinin sertliğini hissettim; kalın bir bastırma.

“Siktiğimin ofisinda…” diye mırıldandım.

“Susma,” dedi Burak. “Böyle konuşman… daha da azdırıyor.”

Elini külotumun içine soktu. Zaten ıslaktım; parmakları kaydı, klitorisime değdi, iki parmak içeri kıvrıldı. Belim refleksle kırıldı.

“Parmağını böyle tut… siktir. Daha derin. Başparmağın orada kalsın.”

Burak dinledi. Tempo yavaştan sertleşti; bacağım seğirdi, nefesim kesildi. Bir ara Burak’nin saçından şampuan kokusu geldi; burnumu boynuna gömdüm.

Ağzım, dili, içim

Üstümü çıkardım. Sütyen düştü. Burak memelerimi avuçladı, uçlarını parmaklarıyla sıktı.

“Em,” dedim. “Sert em. Isır da. Nazik edebiyat istemiyorum.”

Ağzı mememe yapıştı, dilini ucumda çevirdi, emdi, diğerine geçti. Ben kemerini çözdüm; fermuar sesi ofisda çok netti. Boxer’ını indirdim, siki fırladı — damarlı, ucu kaygan. Avucuma aldım, kökünden uca sıvazladım, başparmağımla deliğini okşadım.

“Melis…”

“Sus. Ağzıma alıyorum.”

Diz çöküp yaladım. Tadı tuzlu-sıcak. Dilimi alt damarına gezdirdim, başını emdim, mümkün olduğunca derine indim. Boğazım daralınca geri çekildim; salya ip gibi sarktı. Taşaklarını avuçladım, birini dilimle yokladım, sonra yine sikine döndüm. Bir elimi kendi klitorisime götürdüm; ıslaklık parmaklarıma yayıldı.

“Amına koyayım ne güzel yalıyorsun,” dedi. Sesi boğuk.

Daha derin aldım, gözlerim sulandı, geri çekildim. Sırtüstü uzandım, bacaklarımı açtım.

“Şimdi sen. Amımı ye. Yavaş başla, sonra parmakla. İstediğim gibi yala.”

Külotumu sıyırdı. Burnunu amıma sürdü, dilini yarığıma gezdirdi. Klitorisimi buldu — düz kısmıyla yaladı, sonra emdi, daire çizdi. İki parmak soktu, kıvırdı; ıslak şapırtı utanç verici derecede netti.

“Daire… evet… amımı ye Burak. Orası… siktir, durma.”

Dışarıdan bir korna / asansör / dalga sesi geldi; ikimiz de donduk, sonra güldük.

Neredeyse boşalıyordum.

“Dur.”

Hemen durdu. Dudakları parlaktı, parmakları hâlâ ıslaktı.

“Kondom?”

“Var.” Çıkardı, yırttı, birlikte taktık. “Hazır mısın?”

“Hazırım. Yavaş gir. Amım seni alsın. Sonra sik.”

Girdi. Dolu. Karnıma vuran bir doluluk; nefesimi bıraktım, kalçamı ilerlettim.

“Bekle… tamam… sik. Daha sert.”

Tempo arttı. Bacaklarımı beline doladım. Bir elim klitorisimde daireler çizdi; diğer elim sırtındaydı. Burak bir bacağımı omzuna aldı, daha derine indi.

“Amımı sik Burak. İstediğin gibi — ama duy beni.”

“Sikiyorum. Dur dersen dururum.”

“Demiyorum. Daha hızlı.”

Her vuruşta nefesim kesildi. Melis olarak utanmam gereken yerde utanmadım; utandığım yerde ise Burak gülümsedi.

“Boşalacağım,” dedim.

“Gel. Ben de… Melis…”

Geldik. Amım ritmik kasılarak sikini sıktı; Burak alnını omzuma gömdü, kalçaları titredi. Bir süre öyle kaldık — ter, nefes, ıslak şapırtının yok olan yankısı.

İç sesim: Pişman değilim. Net istedim. Aldım. ofis hâlâ aynı; ben değilim.

İkinci tur

Burak çekildi, kondomu bağladı. Ben hâlâ açık, amım nabız gibi atıyordu.

“Bir tur daha ister misin?” diye sordum.

“İsterim. Sen nasıl istersen.”

“Arkadan. Yeni kondom. Bol kaygan.”

Kayganı sürdürük. Yeni kondom. Dört ayak oldum; Burak yavaş girdi, bekledi, eli belimde.

“Tamam mı?”

“Tamam. Sik. Sert.”

Sikti. Bir eli belimde, diğeri önden klitorisime uzandı. Her vuruşta nefesim kesildi; yastığa / koluma gömdüm sesimi.

“Daha hızlı… evet… amımı sik Burak… doldur beni.”

“Dolduruyorum.”

İkinci orgazmım daha gürültülüydü. Burak peşinden geldi, kalçalarını yapıştırdı, nefesini sırtıma bıraktı.

Sonra yan yana uzandık. Parmaklarımız gevşekçe kenetlendi.

“Yarın yüzüme bakabilecek misin?” diye sordu Burak.

“Bakacağım,” dedim. “Şimdi de bakıyorum. Biraz dağılmışım, o ayrı.”

Güldük. Su içtik. Ofis düzenlenince sıradan görünecekti. Bacaklarımın arası her adımda hatırlatıyordu: az önce sikildim, az önce yalattım, az önce istedim.