18+ Bu sayfa yalnızca 18 yaş ve üzeri yetişkinlere yönelik rızaya dayalı erotik kurgu içerir.

Liberal24

Deadline Gecesi: Yazılım Ofisinde İkimiz Kaldık

Ofis ·

Ben Ceren. O anı hâlâ yazılım ofisiın kokusuyla hatırlıyorum — enerji içeceği. Emre karşımdaydı. 27 ve 29.

Unvanlar kapıda kaldı. İçeride Ceren ve Emre vardı.

“Net olayım,” dedim. “Seni istiyorum.”

Emre yutkundu, sonra güldü — gergin, hot. “Ben de. Öyleyse gel.”

İç sesim: Fermuar. Yazılım ofisi. Geriye sadece ‘dur’ kaldı; onu da saklamıyorum.

Öptük — temkinli değil, aç. Dilini ağzıma soktu, ben yakasını sıktım. Pantolonunun üzerinden sikinin sertliğini hissettim; kalın bir bastırma.

“Siktiğimin yazılım ofisinde…” diye mırıldandım.

“Susma,” dedi Emre. “Böyle konuşman… daha da azdırıyor.”

Elini külotumun içine soktu. Zaten ıslaktım; parmakları kaydı, klitorisime değdi, iki parmak içeri kıvrıldı. Belim refleksle kırıldı.

“Parmağını böyle tut… siktir. Daha derin. Başparmağın orada kalsın.”

Emre dinledi. Tempo yavaştan sertleşti; bacağım seğirdi, nefesim kesildi. Bir ara Emre’nin saçından şampuan kokusu geldi; burnumu boynuna gömdüm.

Ağzım, dili, içim

Üstümü çıkardım. Sütyen düştü. Emre memelerimi avuçladı, uçlarını parmaklarıyla sıktı.

“Em,” dedim. “Sert em. Isır da. Nazik edebiyat istemiyorum.”

Ağzı mememe yapıştı, dilini ucumda çevirdi, emdi, diğerine geçti. Ben kemerini çözdüm; fermuar sesi yazılım ofisida çok netti. Boxer’ını indirdim, siki fırladı — damarlı, ucu kaygan. Avucuma aldım, kökünden uca sıvazladım, başparmağımla deliğini okşadım.

“Ceren…”

“Sus. Ağzıma alıyorum.”

Diz çöküp yaladım. Tadı tuzlu-sıcak. Dilimi alt damarına gezdirdim, başını emdim, mümkün olduğunca derine indim. Boğazım daralınca geri çekildim; salya ip gibi sarktı. Taşaklarını avuçladım, birini dilimle yokladım, sonra yine sikine döndüm. Bir elimi kendi klitorisime götürdüm; ıslaklık parmaklarıma yayıldı.

“Amına koyayım ne güzel yalıyorsun,” dedi. Sesi boğuk.

Daha derin aldım, gözlerim sulandı, geri çekildim. Sırtüstü uzandım, bacaklarımı açtım.

“Şimdi sen. Amımı ye. Yavaş başla, sonra parmakla. İstediğim gibi yala.”

Külotumu sıyırdı. Burnunu amıma sürdü, dilini yarığıma gezdirdi. Klitorisimi buldu — düz kısmıyla yaladı, sonra emdi, daire çizdi. İki parmak soktu, kıvırdı; ıslak şapırtı utanç verici derecede netti.

“Daire… evet… amımı ye Emre. Orası… siktir, durma.”

Dışarıdan bir korna / asansör / dalga sesi geldi; ikimiz de donduk, sonra güldük.

Neredeyse boşalıyordum.

“Dur.”

Hemen durdu. Dudakları parlaktı, parmakları hâlâ ıslaktı.

“Kondom?”

“Var.” Çıkardı, yırttı, birlikte taktık. “Hazır mısın?”

“Hazırım. Yavaş gir. Amım seni alsın. Sonra sik.”

Girdi. Dolu. Karnıma vuran bir doluluk; nefesimi bıraktım, kalçamı ilerlettim.

“Bekle… tamam… sik. Daha sert.”

Tempo arttı. Bacaklarımı beline doladım. Bir elim klitorisimde daireler çizdi; diğer elim sırtındaydı. Emre bir bacağımı omzuna aldı, daha derine indi.

“Amımı sik Emre. İstediğin gibi — ama duy beni.”

“Sikiyorum. Dur dersen dururum.”

“Demiyorum. Daha hızlı.”

Her vuruşta nefesim kesildi. Ter üst dudağımda tuzlandı. Emre dilini uzatıp yaladı — küstah, sıcak.

“Boşalacağım,” dedim.

“Gel. Ben de… Ceren…”

Geldik. Amım ritmik kasılarak sikini sıktı; Emre alnını omzuma gömdü, kalçaları titredi. Bir süre öyle kaldık — ter, nefes, ıslak şapırtının yok olan yankısı.

İç sesim: Pişman değilim. Net istedim. Aldım. yazılım ofisi hâlâ aynı; ben değilim.

İkinci tur

Emre çekildi, kondomu bağladı. Ben hâlâ açık, amım nabız gibi atıyordu.

“Bir tur daha ister misin?” diye sordum.

“İsterim. Sen nasıl istersen.”

“Arkadan. Yeni kondom. Bol kaygan.”

Kayganı sürdürük. Yeni kondom. Dört ayak oldum; Emre yavaş girdi, bekledi, eli belimde.

“Tamam mı?”

“Tamam. Sik. Sert.”

Sikti. Bir eli belimde, diğeri önden klitorisime uzandı. Her vuruşta nefesim kesildi; yastığa / koluma gömdüm sesimi.

“Daha hızlı… evet… amımı sik Emre… doldur beni.”

“Dolduruyorum.”

İkinci orgazmım daha gürültülüydü. Emre peşinden geldi, kalçalarını yapıştırdı, nefesini sırtıma bıraktı.

Sonra yan yana uzandık. Parmaklarımız gevşekçe kenetlendi.

“Yarın yüzüme bakabilecek misin?” diye sordu Emre.

“Bakacağım,” dedim. “Şimdi de bakıyorum. Biraz dağılmışım, o ayrı.”

Güldük. Su içtik. Yazılım ofisi düzenlenince sıradan görünecekti. Bacaklarımın arası her adımda hatırlatıyordu: az önce sikildim, az önce yalattım, az önce istedim.