Çarşaf ve kahve her yerdeydi. Ben Buse, 29. Ece 30. Yatak’nda kalmıştık; konuşmak zor geliyordu, susmak daha zor.
Unvanlar kapıda kaldı. İçeride Buse ve Ece vardı.
“Buse.”
“Efendim.”
“Seni istiyorum,” dedi Ece. “Şimdi. Burada.”
İç sesim: yatak. Ece. Ve bacaklarımın arasının çoktan oyunu bitirmiş olması.
“Ben de,” dedim. “Kapıyı kilitliyorum.”
Öptük — temkinli değil, aç. Ellerim Ece’in belinde, onun elleri tişörtümün altında; meme uçlarım sertleşmişti bile.
“Siktiğimin yatağında…” diye mırıldandım.
“Susma. Duyayım.”
Külotumun içine eli kaydı. Islaktım. Parmakları amıma girdi, kıvrıldı, klitorisime bastı.
“Parmağını böyle… siktir. Daha derin.”
Yastık / koltuk / tezgâh kaydı; pozisyon bozuldu, yeniden tutunduk, daha aç.
Dil dil, am am
Üstümüzü çıkardık. Ece memelerimi emdi, ısırdı; ben onun göğsüne yapıştım. Sonra onu yatırdım, külotunu sıyırdım.
“Amını yalayacağım.”
“Yala. Uzun. Durma.”
Dilimi yarığına gezdirdim, klitorisini emdim, iki parmak soktum. Ece kalçalarını yüzüme sürttü.
“Daire… evet… orası… amımı ye Buse…”
Dışarıdan bir korna / asansör / dalga sesi geldi; ikimiz de donduk, sonra güldük.
Sonra yer değiştik. Ece bacaklarımı omuzlarına aldı, amımı yaladı — dil daire, parmak kıvrık. Bir elim saçında, tempo ondaydı.
“Amımı ye Ece… siktir… daha sert yala…”
Neredeyse boşalıyordum.
“Dur.”
Durdu.
“Şimdi parmaklarınla sik. Üç. Kaygan. Sonra ben sana.”
Üç parmak, ritmik, kıvrık; dili klitorisimde. Orgazm kasıklarımdan fırladı; inledim. Sonra aynı şeyi ona yaptım — yaladım, parmakladım, boşalana kadar bırakmadım. Buse olarak utanmam gereken yerde utanmadım; utandığım yerde ise Ece gülümsedi.
İç sesim: İki kadın. yatak. Islak çarşaf. Yarın utanmam; bugün doydum.
İkinci tur
“Bir tur daha?” diye sordum.
“İsterim. Sürtün. Sonra yine dil.”
Bacak bacak üstüne sürtündük — ıslak am ıslak ama. Tempo çıldırdı; ikimiz de titreyerek geldik. Sonra Ece yeniden amımı yaladı; ikinci orgazmım daha derin, daha sessiz, daha iyiydi.
Yan yana. Parmaklarımız gevşek.
“Yarın kahvede yüzüme bak,” dedi Ece.
“Bakacağım. Belki masanın altında ayağımı da uzatırım.”
Güldük. Yatak toplanınca kimse bir şey anlamayacaktı. Bedenimiz anlayacaktı.
Sabaha kalan ıslaklık
Bir ara susuz kaldık. Mutfaktan / minibardan su aldık, geri döndük, yine öptük — bu kez daha yavaş, daha tanıdık. Parmaklar yeniden amda; dil yeniden klitoriste. Üçüncü orgazm utangaç değildi.
Çarşafı değiştirmeye üşendik. Sabah ışığı perdeden sızınca gülümsedik. Kimseye anlatmadık; anlatmaya gerek yoktu. Tenimiz zaten konuşmuştu.