Ben Deniz, 33. Can 35. Üniversiteden eski sevgili. İkimiz de evliyiz. Bu gece yasak, rızalı, 21+.
Kiralık daire. Kapıyı Can açtı. İçerisi loş, şarap açık değil — su ve net konuşma.
Can bana döndü. Sesı netti, yargı yoktu.
“Deniz… nostalji değil. Seni istiyorum. Dur dersen dururum. İstemezsen çay içer gideriz.”
İç sesim: Eski dilini unutmamış. Hâlâ ateş.
“İstiyorum,” dedim. “Ama kurallar net: dur dersem dur. Kondom şart. Yarın ‘eski dost’ kalırız. Baskı yok.”
“Anlaştık,” dedi Can.
Kapı kilitlendi.
Öptük — temkinli değil, aç. Dil dil. Ellerim teninde, onun elleri belimde. Kanepede öpüştük; eller bugünü aradı.
“Siktiğimin yasak randevusunda…” diye mırıldandım.
“Susma. Duyayım.”
Elini külotumun içine soktu. Zaten ıslaktım.
“Islakmışsın.”
“Hâlâ aynı ıslaklıkta — senin yüzünden.”
Parmakları amıma girdi, klitorisime değdi. Belim kıvrıldı.
“Parmağını böyle tut… siktir. Daha derin.”
Sonra durduk. Su içtik. Ellerimiz hâlâ birbirindeydi ama acele yoktu. Konuşmak da azdırıcıydı — çünkü utanmadan konuşuyorduk.
“En çok neyi sevdin?” diye sordum.
“Senin ‘dur’ demeye cesaretin ve dememen,” dedi. “Ve amını yemek.”
Güldüm.
“Ben de senin sikini yalamayı. Ve içeri girerken sormanı.”
Yeniden öpüştük. Bu sefer yumuşak. Sonra yine sertleşti — çünkü bedenlerimiz bitmemişti.

Yatak odası
Bluzumu çıkardım. Can memelerimi emdi.
“Meme uçlarını emebilir miyim?”
“Em. Sert em. Nazik edebiyat istemiyorum.”
Ağzı mememe yapıştı, ısırdı, diğerine geçti. Ben pantolonunu açtım; siki fırladı — kalın, damarlı, ucu kaygan. Avucuma aldım, sıvazladım. Sonra diz çöküp ağzıma aldım.
Tadı tuzlu-sıcak. Dilimi damarına gezdirdim, başını emdim, boğazım daralınca geri çekildim, salya ip gibi. Taşaklarını yokladım.
“Amına koyayım ne güzel yalıyorsun,” dedi.
Bir elimi kendi klitorisime götürdüm. Eski isimler aklıma gelmedi; bugün vardı.
“Şimdi sen,” dedim. “Amımı ye.”
Yatağa geçtim. Külotumu sıyırdı, dilini yarığıma gezdirdi, klitorisimi emdi. İki parmak soktu, kıvırdı.
“Daire… evet… amımı ye Can.”
Üçüncü turda üstteydim. Dizlerimin üzerinde, yavaş indirdim, köküne kadar oturdum, bekledim. İçimde nabız gibi atıyordu. Ellerim göğsünde, onun elleri kalçamda.
“Hareket sende,” dedi.
Salladım. Önce küçük, sonra geniş. Klitorisimi kendi parmağımla ovuşturdum; o meme uçlarımı sıkıp bıraktı. Tempo yükseldikçe inlemem uzadı.
“Boşal üstümde,” dedim.
“Sen önce.”
“Birlikte.”
Birlikte geldik. Titreyerek. Bir süre kıpırdamadan kaldık; sadece nefes.
Neredeyse boşalıyordum.
“Dur.”
Durdu.
“Kondom?”
“Ben getirdim, dedim. Açtık.”
Taktı.
“Hazır mısın?”
“Hazırım. Yavaş gir. Sonra sik.”
Girdi. Dolu. Nefesimi buldum, kalçamı ilerlettim.
“Bekle… tamam… sik. Daha sert.”
Üstteydim. Salladım.
“Eski sevgilin gibi değil — bugünkü kadın gibi sik.”
“Bugünkü kadınsın.”
Ter kokusu, ten kokusu, hafif parfüm. Odadaki her ses büyüdü: nefes, cilt sürtünmesi, ıslak şapırtı. Gözlerimi açıp kapadım; her açışta aynı yüz, aynı rıza.
“Böyle iyi mi?” diye sordu.
“İyi. Daha sert olabilir. Ama çekil dersem çekil.”
“Tamam.”
Parmak tempo tuttu. Klitorisim şişmişti; her dokunuşta bacağım seğirdi. Boşalmaya yaklaşınca kalçamı ileri sürdüm, sonra geri aldım — kontrol bende kalsın istedim. O da anladı; yavaşladı, bekledi, yine hızlandı.
“Boşalacağım.”
“Gel. Ben de… Deniz…”
Geldik. Amımı kasarak sıktım; Can inledi. Ter, nefes, buzdolabı uğultusu.
İç sesim: Alyanslar yan yanaydı. Konuşulmayan şeyler vardı; zorlama yoktu.
Dizüstü
“Bir tur daha ister misin? İstemezsen giyiniriz.”
“İsterim. Sen nasıl istersen.”
“Ben dizlerimin üstünde, sen arkadan. Yeni kondom. Bol kaygan.”
Kaygan, kondom. Eğildim. Can girdi, sordu.
“Tamam mı?”
“Tamam. Sik. Sert.”
Sikti. Belimi kavradı.
“Daha hızlı… amımı sik Can… eskiyi değil beni sik”
“Seni sikıyorum.”
İkinci orgazm daha sert geldi. Dizlerim titredi; Can belimi tuttu, o da boşaldı.
Ellerim saçında, onun dili altımda. Zaman duygum bozuldu; bir dakika mı geçti, on mu, bilmiyorum. Sadece ıslaklık, ısı, ve “dur” deme özgürlüğüm vardı — demedim, çünkü istiyordum.
“Biraz daha yukarı… evet… orası.”
“Böyle mi?”
“Böyle. Siktir, böyle.”
İkinci parmak girince inledim. Üçüncü için başımı salladım; girdi, doldurdu. Dil klitoriste kalınca bacaklarım omuzlarında titredi.
Sonra
Su içtik. Konuştuk.
“Bir daha?” dedim.
“Olursa yine sorarak.”
Eller yine birbirindeydi. Bu sefer yavaş: yüz yüze, küçük hareketler, ortak tempo. Klitorisimi birlikte okşadık. Orgazm dalga dalga geldi; Can peşimden geldi.
“Yavaş tur iyi geldi”
“Özledik ama acele etmedik.”
Giyindik. Kapıda bir öpücük — kısa.
“Bu gece burada kaldı” dedim.
“Kaldı.”
Arabaya binmeden önce sokağa baktım — boş.
İç sesim: Yasak. Ama zorla değil. Seçim.
Biraz daha, çünkü bitmemiştik
Su içtik. Konuştuk. Ellerimiz yine birbirindeydi — acele yok, kaçış yok. Öpücük yumuşak başladı, dil dil oldu. Ten teni buldu.
“Bir tur daha ister misin? İstemezsen gerçekten giyiniriz. Baskı yok.”
“İsterim. Yavaş. Hissetmek istiyorum.”
“Yavaş.”
Yeni kondom. Bol kaygan. Yüz yüze uzandık. Girdi, bekledi, küçük hareketlerle ilerledi. Klitorisimi birlikte okşadık; tempo ortaklaştı. Her nefeste “iyi misin?” — “iyiyim” — “devam” döngüsü vardı. Bu döngü azdırıcıydı, çünkü güvende hissettiriyordu.
“Böyle… evet… biraz daha derin… tamam.”
“Söyle yeterse.”
“Yeter değil. Devam. Sik.”
Sürtünme, ısı, ıslak ses. Orgazm bu sefer dalga dalga geldi; peşinden onun iniltisi. Bir süre kıpırdamadan kaldık. Terimiz soğudu. Gülümsedik.
Sonra gerçekten toparlandık. Çarşaf, yerdeki kumaşlar, açık su şişesi. Kapıya doğru yürürken bir kez daha öpüştük — kısa, net, teşekkür gibi.
“Bu geceyi abartmadan anlatırım,” dedim kendi kendime. “Çünkü zaten yeterince iyiydi.”
Dışarıda hava vardı: gece, sabah, yağmur, rüzgâr — fark etmez. İçeride kalan şey rızaydı. Ve tok bir beden.