Buse’nin eli parti evi’de işe koyulmuştu bile; Tarık daha cümle kurmuyordu.
Kilit sesi, sonra bass titreşimi. Ankara saati unutuldu. Ortada yan oda dolu vardı.
Ben Tarık, 32. Buse 29. Parti köşesi.
Sahnenin ortasından başlıyorum çünkü giriş konuşması parti evide fazla uzun sürdü.
Buse ile aramızda haftalardır biriken bakış parti evide taştı. Bahaneler inceydi; niyet kalındı.
Öpüşme Ankara’nin o köşesinde uzadı — dil, diş, nefes. Bass titreşimi öpücüğün arasına karıştı.
Eller belde buluştu. Tarık olarak bedenimin yalan söylemediğini hissettim; Buse de aynı netlikteydi.
“Ikiniz yalayın,” dedim Buse’ye. Sesim parti evinin duvarlarında boğuk dağıldı. Cevabı hareket oldu.
Kilidi bir kez daha yokladım. Yan oda dolu — bu yüzden tempo baştan kontrollüydü.
Giysiler parti evide yarım. Buse’nin memelerini avuçladım; o kemerimi çözdü. “Buse bin.”
Parti evi bizi taşıdı. Açı değişti, daha derin. Buse “kaçırma” dedi; Tarık dinledi.
Tarık temposunu parti evide değiştirdi — yavaştan serte. Buse bacağını beline doladı; derinlik arttı.
“Ceyda ağzımda.” Bu kez daha net. Bass titreşimi bir an geri geldi, sonra yine şapırtı ve nefes. Tarık ile Buse kilitlendi.
Yan oda dolu aklımızdayken bile bırakmadık. Risk, Ankara’nin o anındaki en keskin baharatıydı.
Hızlı daireler ve derin vuruş. Tarık boşaldı. Buse birkaç kez daha vurdu, sonra o da geldi. Ankara hâlâ dışarıdaydı.
Su içtik parti evide. Beş dakika sonra Tarık ile Buse yeniden birbirine girdi — daha yavaş, daha derin.
Ceyda sırasını parti evide aldı. Tarık “sıran” dedi. Buse izlerken Ceyda tempo tuttu; Ankara gecesi üçlüye döndü.
Ertesi hafta Tarık yine parti evideydi. Buse ile hâlâ sürüyor — sessiz, düzenli. Müzik sızıntısı her seferinde Ankara aklıma düşüyor.
Geriye bakınca Tarık net görüyor: yan oda dolu olmasa bu kadar keskin olmayacaktı. Buse pişmanlık rolü oynamadı.
Bir ayrıntı daha: parti evide bass titreşimi ile karışan o küçük ses — Tarık onu unutmuyor. Buse ise kapıdan çıkarken Ankara’ye normal bir yüzle karıştı. İçeride kalan şey normal değildi.
Tarık sonradan şunu fark etti: parti evinin kokusu Buse’nin tenine sinmişti. Duş bile Ankara sabahında tamamen silmedi.