Evlilik yüzüğü soğuktu; bedenim değildi. Ben Deniz, 32. Serkan 33. Daire’nda yemek artığı ve şarap varken vicdanım bir köşede bekledi — sonra sustu.
Bu bir itiraf. Yargı beklemıyorum; olanı yazıyorum.
“Deniz.”
“Efendim.”
“Seni istiyorum,” dedi Serkan. “Şimdi. Burada.”
İç sesim: daire. Serkan. Ve bacaklarımın arasının çoktan oyunu bitirmiş olması.
“Ben de,” dedim. “Kapıyı kilitliyorum.”
Öptük — temkinli değil, aç. Dilini ağzıma soktu, ben yakasını sıktım. Pantolonunun üzerinden sikinin sertliğini hissettim; kalın bir bastırma.
“Siktiğimin dairesinde…” diye mırıldandım.
“Susma,” dedi Serkan. “Böyle konuşman… daha da azdırıyor.”
Elini külotumun içine soktu. Zaten ıslaktım; parmakları kaydı, klitorisime değdi, iki parmak içeri kıvrıldı. Belim refleksle kırıldı.
“Parmağını böyle tut… siktir. Daha derin. Başparmağın orada kalsın.”
Serkan dinledi. Tempo yavaştan sertleşti; bacağım seğirdi, nefesim kesildi. Daireın bir köşesinde unutulmuş bir kupa vardı — saçma detay, ama hâlâ aklımda.

Ağzım, dili, içim
Üstümü çıkardım. Sütyen düştü. Serkan memelerimi avuçladı, uçlarını parmaklarıyla sıktı.
“Em,” dedim. “Sert em. Isır da. Nazik edebiyat istemiyorum.”
Ağzı mememe yapıştı, dilini ucumda çevirdi, emdi, diğerine geçti. Ben kemerini çözdüm; fermuar sesi daireda çok netti. Boxer’ını indirdim, siki fırladı — damarlı, ucu kaygan. Avucuma aldım, kökünden uca sıvazladım, başparmağımla deliğini okşadım.
“Deniz…”
“Sus. Ağzıma alıyorum.”
Diz çöküp yaladım. Tadı tuzlu-sıcak. Dilimi alt damarına gezdirdim, başını emdim, mümkün olduğunca derine indim. Boğazım daralınca geri çekildim; salya ip gibi sarktı. Taşaklarını avuçladım, birini dilimle yokladım, sonra yine sikine döndüm. Bir elimi kendi klitorisime götürdüm; ıslaklık parmaklarıma yayıldı.
“Amına koyayım ne güzel yalıyorsun,” dedi. Sesi boğuk.
Daha derin aldım, gözlerim sulandı, geri çekildim. Sırtüstü uzandım, bacaklarımı açtım.
“Şimdi sen. Amımı ye. Yavaş başla, sonra parmakla. İstediğim gibi yala.”
Külotumu sıyırdı. Burnunu amıma sürdü, dilini yarığıma gezdirdi. Klitorisimi buldu — düz kısmıyla yaladı, sonra emdi, daire çizdi. İki parmak soktu, kıvırdı; ıslak şapırtı utanç verici derecede netti.
“Daire… evet… amımı ye Serkan. Orası… siktir, durma.”
Deniz olarak utanmam gereken yerde utanmadım; utandığım yerde ise Serkan gülümsedi.
Neredeyse boşalıyordum.
“Dur.”
Hemen durdu. Dudakları parlaktı, parmakları hâlâ ıslaktı.
“Kondom?”
“Var.” Çıkardı, yırttı, birlikte taktık. “Hazır mısın?”
“Hazırım. Yavaş gir. Amım seni alsın. Sonra sik.”
Girdi. Dolu. Karnıma vuran bir doluluk; nefesimi bıraktım, kalçamı ilerlettim.
“Bekle… tamam… sik. Daha sert.”
Tempo arttı. Bacaklarımı beline doladım. Bir elim klitorisimde daireler çizdi; diğer elim sırtındaydı. Serkan bir bacağımı omzuna aldı, daha derine indi.
“Amımı sik Serkan. İstediğin gibi — ama duy beni.”
“Sikiyorum. Dur dersen dururum.”
“Demiyorum. Daha hızlı.”
Her vuruşta nefesim kesildi. Daireın bir köşesinde unutulmuş bir kupa vardı — saçma detay, ama hâlâ aklımda.
“Boşalacağım,” dedim.
“Gel. Ben de… Deniz…”
Geldik. Amım ritmik kasılarak sikini sıktı; Serkan alnını omzuma gömdü, kalçaları titredi. Bir süre öyle kaldık — ter, nefes, ıslak şapırtının yok olan yankısı.
İç sesim: Pişman değilim. Net istedim. Aldım. daire hâlâ aynı; ben değilim.
İkinci tur
Serkan çekildi, kondomu bağladı. Ben hâlâ açık, amım nabız gibi atıyordu.
“Bir tur daha ister misin?” diye sordum.
“İsterim. Sen nasıl istersen.”
“Arkadan. Yeni kondom. Bol kaygan.”
Kayganı sürdürük. Yeni kondom. Dört ayak oldum; Serkan yavaş girdi, bekledi, eli belimde.
“Tamam mı?”
“Tamam. Sik. Sert.”
Sikti. Bir eli belimde, diğeri önden klitorisime uzandı. Her vuruşta nefesim kesildi; yastığa / koluma gömdüm sesimi.
“Daha hızlı… evet… amımı sik Serkan… doldur beni.”
“Dolduruyorum.”
İkinci orgazmım daha gürültülüydü. Serkan peşinden geldi, kalçalarını yapıştırdı, nefesini sırtıma bıraktı.
Sonra yan yana uzandık. Parmaklarımız gevşekçe kenetlendi.
“Yarın yüzüme bakabilecek misin?” diye sordu Serkan.
“Bakacağım,” dedim. “Şimdi de bakıyorum. Biraz dağılmışım, o ayrı.”
Güldük. Su içtik. Daire düzenlenince sıradan görünecekti. Bacaklarımın arası her adımda hatırlatıyordu: az önce sikildim, az önce yalattım, az önce istedim.