Adım Figen, 31. Adana’de yaşıyorum; dışarıdan bakınca sıradan bir düzenim var.
Koca arkadaşı. Bora o gece 34 yaşındaydı. Çay ve egzoz hâlâ Adana gecesine yapışık duruyor burnumda.
Kısıt şuydu: tanıdık mahalle. Bu yüzden kafe üstü oda içinde temkinli ama aç hareket ettik.
Figen olarak anlatıyorum — süs yok, Bora ile olanı olduğu gibi.
Bora ile aramızda haftalardır biriken bakış kafe üstü odade taştı. Bahaneler inceydi; niyet kalındı.
Öpüşme Adana’nin o köşesinde uzadı — dil, diş, nefes. Çay ve egzoz öpücüğün arasına karıştı.
Eller belde buluştu. Figen olarak bedenimin yalan söylemediğini hissettim; Bora de aynı netlikteydi.
“Öp,” dedim Bora’ye. Sesim kafe üstü odanin duvarlarında boğuk dağıldı. Cevabı hareket oldu.
Kilidi bir kez daha yokladım. Tanıdık mahalle — bu yüzden tempo baştan kontrollüydü.
Giysiler kafe üstü odade yarım kaldı. Bora ağzını göğsüme yapıştırdı, el aşağı indi. “ıslat.”
Figen, Bora’nin üstüne çıktı. Kalçalar kafe üstü odade tempoyu buldu. “Daha… evet.” Ses gömüldü çünkü tanıdık mahalle.
Bora temposunu kafe üstü odade değiştirdi — yavaştan serte. Figen bacağını beline doladı; derinlik arttı.
“Burada sik.” Bu kez daha net. Çay ve egzoz bir an geri geldi, sonra yine şapırtı ve nefes. Figen ile Bora kilitlendi.
Tanıdık mahalle aklımızdayken bile bırakmadık. Risk, Adana’nin o anındaki en keskin baharatıydı.
Hızlı daireler ve derin vuruş. Figen boşaldı. Bora birkaç kez daha vurdu, sonra o da geldi. Adana hâlâ dışarıdaydı.
Su içtik kafe üstü odade. Beş dakika sonra Figen ile Bora yeniden birbirine girdi — daha yavaş, daha derin.
Ertesi hafta Figen yine kafe üstü odadeydi. Bora ile hâlâ sürüyor — sessiz, düzenli. Haftaya göz kırpma her seferinde Adana aklıma düşüyor.
Geriye bakınca Figen net görüyor: tanıdık mahalle olmasa bu kadar keskin olmayacaktı. Bora pişmanlık rolü oynamadı.
Bir ayrıntı daha: kafe üstü odade çay ve egzoz ile karışan o küçük ses — Figen onu unutmuyor. Bora ise kapıdan çıkarken Adana’ye normal bir yüzle karıştı. İçeride kalan şey normal değildi.
Figen sonradan şunu fark etti: kafe üstü odanin kokusu Bora’nin tenine sinmişti. Duş bile Adana sabahında tamamen silmedi.