Ben Hande, 33. Serkan 34. Konferans lobisinde tanıştık — iş kartı değil, net flört. 21+, rızalı otel gecesi.
Lobi kalabalıktı. Serkan ‘bir içki’ dedi. İçki bitti; ‘oda’ kelimesi masaya geldi.
Serkan bana döndü. Sesı netti, yargı yoktu.
“Hande… odama çıkalım mı? Çıkarsak seni istiyorum. İstemezsen lobide vedalaşırız. Baskı yok.”
İç sesim: Rozetler masada. Tenler odada.
“İstiyorum,” dedim. “Ama kurallar net: dur dersem dur. Kondom şart. Yarın salonda meslektaş gibi. Baskı yok.”
“Anlaştık,” dedi Serkan.
Oda 1204. Kapı kapandı.
Öptük — temkinli değil, aç. Dil dil. Ellerim teninde, onun elleri belimde. Blazer’ımı çıkardım; o kravatını.
“Siktiğimin konferans otelinde…” diye mırıldandım.
“Susma. Duyayım.”
Elini eteğimin fermuarından içeri. Zaten ıslaktım.
“Islakmışsın.”
“Lobiden beri.”
Parmakları amıma girdi, klitorisime değdi. Belim kıvrıldı.
“Parmağını böyle tut… siktir. Daha derin.”
Pozisyon değiştirdik. Bu sefer yan yattık; bacağımı kaldırdı, arkadan girdi, eli önden klitorisimde. Daha derin, daha kontrolü bende. Tempo ortaklaştı — ne o tek taraflı hızlı gitti, ne ben sadece aldım.
“Söyle,” dedi. “Nasıl?”
“Böyle. Biraz daha… evet. Amımı doldur. Sik.”
“Sikiyorum.”
Öpüştük. İnlemekten dilimiz birbirine çarptı. Orgazm yaklaşınca göz göze kaldık; kaçmadık.

Panoramik cam + perde
Sütyenimi indirdim. Serkan memelerimi emdi.
“Meme uçlarını emebilir miyim?”
“Em. Sert em. Nazik edebiyat istemiyorum.”
Ağzı mememe yapıştı, ısırdı, diğerine geçti. Ben pantolonunu açtım; siki fırladı — kalın, damarlı, ucu kaygan. Avucuma aldım, sıvazladım. Sonra diz çöküp ağzıma aldım.
Tadı tuzlu-sıcak. Dilimi damarına gezdirdim, başını emdim, boğazım daralınca geri çekildim, salya ip gibi. Taşaklarını yokladım.
“Amına koyayım ne güzel yalıyorsun,” dedi.
Bir elimi kendi klitorisime götürdüm. Camın önünde öpüştük; perdeyi sonra çektik.
“Şimdi sen,” dedim. “Amımı ye.”
Yatağa yığıldık. Külotumu sıyırdı, dilini yarığıma gezdirdi, klitorisimi emdi. İki parmak soktu, kıvırdı.
“Daire… evet… amımı ye Serkan.”
Sonra durduk. Su içtik. Ellerimiz hâlâ birbirindeydi ama acele yoktu. Konuşmak da azdırıcıydı — çünkü utanmadan konuşuyorduk.
“En çok neyi sevdin?” diye sordum.
“Senin ‘dur’ demeye cesaretin ve dememen,” dedi. “Ve amını yemek.”
Güldüm.
“Ben de senin sikini yalamayı. Ve içeri girerken sormanı.”
Yeniden öpüştük. Bu sefer yumuşak. Sonra yine sertleşti — çünkü bedenlerimiz bitmemişti.
Neredeyse boşalıyordum.
“Dur.”
Durdu.
“Kondom?”
“Mini bardan aldık.”
Taktı.
“Hazır mısın?”
“Hazırım. Yavaş gir. Sonra sik.”
Girdi. Dolu. Nefesimi buldum, kalçamı ilerlettim.
“Bekle… tamam… sik. Daha sert.”
Cam sırtımdayken girdi — perde kapalı.
“Otelde sik beni. Lobiyi unut.”
“Unuttum.”
Üçüncü turda üstteydim. Dizlerimin üzerinde, yavaş indirdim, köküne kadar oturdum, bekledim. İçimde nabız gibi atıyordu. Ellerim göğsünde, onun elleri kalçamda.
“Hareket sende,” dedi.
Salladım. Önce küçük, sonra geniş. Klitorisimi kendi parmağımla ovuşturdum; o meme uçlarımı sıkıp bıraktı. Tempo yükseldikçe inlemem uzadı.
“Boşal üstümde,” dedim.
“Sen önce.”
“Birlikte.”
Birlikte geldik. Titreyerek. Bir süre kıpırdamadan kaldık; sadece nefes.
“Boşalacağım.”
“Gel. Ben de… Hande…”
Geldik. Amımı kasarak sıktım; Serkan inledi. Ter, nefes, uzak koridor arabası.
İç sesim: Yarın aynı salonda sunum var. Bugün beden var.
Duş + yatak
“Bir tur daha ister misin? İstemezsen giyiniriz.”
“İsterim. Sen nasıl istersen.”
“Duştan çıkıp yatağa. Yeni kondom. Bol kaygan.”
Kaygan, kondom. Hâlâ ıslakken yatağa düştük. Girdi.
“Tamam mı?”
“Tamam. Sik. Sert.”
Sikti. Bacaklarım omuzlarında.
“Daha hızlı… amımı sik Serkan… daha derin Serkan”
“Derinim.”
İkinci orgazm daha sert geldi. Dizlerim titredi; Serkan belimi tuttu, o da boşaldı.
Ter kokusu, ten kokusu, hafif parfüm. Odadaki her ses büyüdü: nefes, cilt sürtünmesi, ıslak şapırtı. Gözlerimi açıp kapadım; her açışta aynı yüz, aynı rıza.
“Böyle iyi mi?” diye sordu.
“İyi. Daha sert olabilir. Ama çekil dersem çekil.”
“Tamam.”
Parmak tempo tuttu. Klitorisim şişmişti; her dokunuşta bacağım seğirdi. Boşalmaya yaklaşınca kalçamı ileri sürdüm, sonra geri aldım — kontrol bende kalsın istedim. O da anladı; yavaşladı, bekledi, yine hızlandı.
Sonra
Su içtik. Konuştuk.
“Kartvizit değiştirmeyelim” dedim.
“Değiştirmeyelim. Bu gece yeter.”
Eller yine birbirindeydi. Bu sefer yavaş: yüz yüze, küçük hareketler, ortak tempo. Klitorisimi birlikte okşadık. Orgazm dalga dalga geldi; Serkan peşimden geldi.
“İkinci alarmı kapattık”
“Kapattık.”
Sabah ayrı kahvaltı.
“Salon’da yabancı” dedim.
“Yabancı.”
Asansörde başka kat.
İç sesim: Lobi. Oda. Rıza. Konferans bahaneydi.
Biraz daha, çünkü bitmemiştik
Su içtik. Konuştuk. Ellerimiz yine birbirindeydi — acele yok, kaçış yok. Öpücük yumuşak başladı, dil dil oldu. Ten teni buldu.
“Bir tur daha ister misin? İstemezsen gerçekten giyiniriz. Baskı yok.”
“İsterim. Yavaş. Hissetmek istiyorum.”
“Yavaş.”
Yeni kondom. Bol kaygan. Yüz yüze uzandık. Girdi, bekledi, küçük hareketlerle ilerledi. Klitorisimi birlikte okşadık; tempo ortaklaştı. Her nefeste “iyi misin?” — “iyiyim” — “devam” döngüsü vardı. Bu döngü azdırıcıydı, çünkü güvende hissettiriyordu.
“Böyle… evet… biraz daha derin… tamam.”
“Söyle yeterse.”
“Yeter değil. Devam. Sik.”
Sürtünme, ısı, ıslak ses. Orgazm bu sefer dalga dalga geldi; peşinden onun iniltisi. Bir süre kıpırdamadan kaldık. Terimiz soğudu. Gülümsedik.
Sonra gerçekten toparlandık. Çarşaf, yerdeki kumaşlar, açık su şişesi. Kapıya doğru yürürken bir kez daha öpüştük — kısa, net, teşekkür gibi.
“Bu geceyi abartmadan anlatırım,” dedim kendi kendime. “Çünkü zaten yeterince iyiydi.”
Dışarıda hava vardı: gece, sabah, yağmur, rüzgâr — fark etmez. İçeride kalan şey rızaydı. Ve tok bir beden.