Ben Selin, 34. Murat 36. İkimiz de evliyiz. Bu yazı ahlak dersi değil; rızalı yasak aşk, 21+ iki yetişkin.
Otel lobisinde kahve. Oda kartı Murat’ta. Asansörde sessizlik ağırdı; odada konuşacaktık.
Murat bana döndü. Sesı netti, yargı yoktu.
“Selin… kapı kapanınca dur demek serbest. İstemezsen çıkarsın. Bu bizim seçimimiz. Baskı yok.”
İç sesim: Üç aydır mesaj. Bugün beden.
“İstiyorum,” dedim. “Ama kurallar net: dur dersem dur. Kondom şart. Öğleden sonra işe döneriz, mail’de iz yok. Baskı yok.”
“Anlaştık,” dedi Murat.
Kapı kapandı. Perdeyi çektim.
Öptük — temkinli değil, aç. Dil dil. Ellerim teninde, onun elleri belimde. Bluzumu çıkardı; ben kemerini açtım.
“Siktiğimin öğle arasında…” diye mırıldandım.
“Susma. Duyayım.”
Elini eteğimin altına soktu. Zaten ıslaktım.
“Islakmışsın.”
“Kontrol et — ıslaktım.”
Parmakları amıma girdi, klitorisime değdi. Belim kıvrıldı.
“Parmağını böyle tut… siktir. Daha derin.”
Pozisyon değiştirdik. Bu sefer yan yattık; bacağımı kaldırdı, arkadan girdi, eli önden klitorisimde. Daha derin, daha kontrolü bende. Tempo ortaklaştı — ne o tek taraflı hızlı gitti, ne ben sadece aldım.
“Söyle,” dedi. “Nasıl?”
“Böyle. Biraz daha… evet. Amımı doldur. Sik.”
“Sikiyorum.”
Öpüştük. İnlemekten dilimiz birbirine çarptı. Orgazm yaklaşınca göz göze kaldık; kaçmadık.

Yatağa
Sütyenimi indirdim. Murat memelerimi emdi.
“Meme uçlarını emebilir miyim?”
“Em. Sert em. Nazik edebiyat istemiyorum.”
Ağzı mememe yapıştı, ısırdı, diğerine geçti. Ben pantolonunu açtım; siki fırladı — kalın, damarlı, ucu kaygan. Avucuma aldım, sıvazladım. Sonra diz çöküp ağzıma aldım.
Tadı tuzlu-sıcak. Dilimi damarına gezdirdim, başını emdim, boğazım daralınca geri çekildim, salya ip gibi. Taşaklarını yokladım.
“Amına koyayım ne güzel yalıyorsun,” dedi.
Bir elimi kendi klitorisime götürdüm. İki saatimiz var dedik; yetmeyeceğini biliyorduk.
“Şimdi sen,” dedim. “Amımı ye.”
Yatağa uzandım. Külotumu sıyırdı, dilini yarığıma gezdirdi, klitorisimi emdi. İki parmak soktu, kıvırdı.
“Daire… evet… amımı ye Murat.”
Sonra durduk. Su içtik. Ellerimiz hâlâ birbirindeydi ama acele yoktu. Konuşmak da azdırıcıydı — çünkü utanmadan konuşuyorduk.
“En çok neyi sevdin?” diye sordum.
“Senin ‘dur’ demeye cesaretin ve dememen,” dedi. “Ve amını yemek.”
Güldüm.
“Ben de senin sikini yalamayı. Ve içeri girerken sormanı.”
Yeniden öpüştük. Bu sefer yumuşak. Sonra yine sertleşti — çünkü bedenlerimiz bitmemişti.
Neredeyse boşalıyordum.
“Dur.”
Durdu.
“Kondom?”
“Cüzdanımda, dedi.”
Taktı.
“Hazır mısın?”
“Hazırım. Yavaş gir. Sonra sik.”
Girdi. Dolu. Nefesimi buldum, kalçamı ilerlettim.
“Bekle… tamam… sik. Daha sert.”
Bacaklarımı beline doladım. Tempo arttı.
“Evli kadın gibi değil, isteyen kadın gibi sik.”
“Öylesin. İsteyen.”
Üçüncü turda üstteydim. Dizlerimin üzerinde, yavaş indirdim, köküne kadar oturdum, bekledim. İçimde nabız gibi atıyordu. Ellerim göğsünde, onun elleri kalçamda.
“Hareket sende,” dedi.
Salladım. Önce küçük, sonra geniş. Klitorisimi kendi parmağımla ovuşturdum; o meme uçlarımı sıkıp bıraktı. Tempo yükseldikçe inlemem uzadı.
“Boşal üstümde,” dedim.
“Sen önce.”
“Birlikte.”
Birlikte geldik. Titreyerek. Bir süre kıpırdamadan kaldık; sadece nefes.
“Boşalacağım.”
“Gel. Ben de… Selin…”
Geldik. Amımı kasarak sıktım; Murat inledi. Ter, nefes, uzak trafik sesi.
İç sesim: Alyansım çarşafa değdi. Çıkarmadım. Bugün beden seçimi.
Ayakta, pencere kenarı
“Bir tur daha ister misin? İstemezsen giyiniriz.”
“İsterim. Sen nasıl istersen.”
“Pencere kenarında ayakta, bacağımı kaldır. Yeni kondom. Bol kaygan.”
Kaygan, kondom. Pencereye yaslandım. Murat girdi.
“Tamam mı?”
“Tamam. Sik. Sert.”
Sikti. Eli klitorisimdeydi.
“Daha hızlı… amımı sik Murat… daha derin Murat”
“Söyle yeterse dururum.”
İkinci orgazm daha sert geldi. Dizlerim titredi; Murat belimi tuttu, o da boşaldı.
Ter kokusu, ten kokusu, hafif parfüm. Odadaki her ses büyüdü: nefes, cilt sürtünmesi, ıslak şapırtı. Gözlerimi açıp kapadım; her açışta aynı yüz, aynı rıza.
“Böyle iyi mi?” diye sordu.
“İyi. Daha sert olabilir. Ama çekil dersem çekil.”
“Tamam.”
Parmak tempo tuttu. Klitorisim şişmişti; her dokunuşta bacağım seğirdi. Boşalmaya yaklaşınca kalçamı ileri sürdüm, sonra geri aldım — kontrol bende kalsın istedim. O da anladı; yavaşladı, bekledi, yine hızlandı.
Sonra
Su içtik. Konuştuk.
“Bir daha olur mu?” dedim.
“Öğle arası kalırsa. Rızayla.”
Eller yine birbirindeydi. Bu sefer yavaş: yüz yüze, küçük hareketler, ortak tempo. Klitorisimi birlikte okşadık. Orgazm dalga dalga geldi; Murat peşimden geldi.
“Bu tur yavaştı — iyiydi”
“Hissetmek istedik.”
Düzgün giyindik. Lobide sıradan çift gibi.
“Kartı bırakırken...” dedim.
“Göz göze geldik. Yeterliydi.”
İşe döndüm. İçimde hâlâ nabız.
İç sesim: Kaçamak. İkimiz seçtik. Kimseyi zorlamadık.
Biraz daha, çünkü bitmemiştik
Su içtik. Konuştuk. Ellerimiz yine birbirindeydi — acele yok, kaçış yok. Öpücük yumuşak başladı, dil dil oldu. Ten teni buldu.
“Bir tur daha ister misin? İstemezsen gerçekten giyiniriz. Baskı yok.”
“İsterim. Yavaş. Hissetmek istiyorum.”
“Yavaş.”
Yeni kondom. Bol kaygan. Yüz yüze uzandık. Girdi, bekledi, küçük hareketlerle ilerledi. Klitorisimi birlikte okşadık; tempo ortaklaştı. Her nefeste “iyi misin?” — “iyiyim” — “devam” döngüsü vardı. Bu döngü azdırıcıydı, çünkü güvende hissettiriyordu.
“Böyle… evet… biraz daha derin… tamam.”
“Söyle yeterse.”
“Yeter değil. Devam. Sik.”
Sürtünme, ısı, ıslak ses. Orgazm bu sefer dalga dalga geldi; peşinden onun iniltisi. Bir süre kıpırdamadan kaldık. Terimiz soğudu. Gülümsedik.
Sonra gerçekten toparlandık. Çarşaf, yerdeki kumaşlar, açık su şişesi. Kapıya doğru yürürken bir kez daha öpüştük — kısa, net, teşekkür gibi.
“Bu geceyi abartmadan anlatırım,” dedim kendi kendime. “Çünkü zaten yeterince iyiydi.”
Dışarıda hava vardı: gece, sabah, yağmur, rüzgâr — fark etmez. İçeride kalan şey rızaydı. Ve tok bir beden.