18+ Bu sayfa yalnızca 18 yaş ve üzeri yetişkinlere yönelik rızaya dayalı erotik kurgu içerir. Gerçek kişiler veya yasa dışı temalar yoktur.

Sunum Öncesi Ofiste: Meslektaşımla Kapıyı Kilitledik

Ofis
Ofiste meslektaş yetişkin çift — Liberal24

Ben Melis, 31. Burak 30. Pazarlama ekibindeyiz. Bu gece meslektaş flörtü değil — rızalı, kilitli seks. İkimiz de 21+.

Sunum yarın 09:00. Saat 22:40. Katta kimse yok. Yazıcı odasının ışığı yanıyordu; orası camsızdı.

Burak bana döndü. Sesı netti, yargı yoktu.

“Melis… seni üç aydır istiyorum. Olursa yarın sunumda profesyoneliz. İstemezsen kahveyi bitirir çıkarız.”

İç sesim: Brainstorm’da dizime değip pardon diyen adam. Pardon değilmiş.

“İstiyorum,” dedim. “Ama kurallar net: dur dersem dur. Kondom şart. Yarın ‘iyi sunum’ deyip geçeriz. Baskı yok.”

“Anlaştık,” dedi Burak.

Kapıyı kilitledik. Öpüşme aceleydi.

Öptük — temkinli değil, aç. Dil dil. Ellerim teninde, onun elleri belimde. Gömleğinin düğmelerini açtım; o eteğimi belime sıyırdı.

“Siktiğimin ofisinde…” diye mırıldandım.

“Susma. Duyayım.”

Elini külotumun içine soktu. Zaten ıslaktım.

“Islakmışsın.”

“Sus da parmağını sok — zaten ıslaktım.”

Parmakları amıma girdi, klitorisime değdi. Belim kıvrıldı.

“Parmağını böyle tut… siktir. Daha derin.”

Ellerim saçında, onun dili altımda. Zaman duygum bozuldu; bir dakika mı geçti, on mu, bilmiyorum. Sadece ıslaklık, ısı, ve “dur” deme özgürlüğüm vardı — demedim, çünkü istiyordum.

“Biraz daha yukarı… evet… orası.”

“Böyle mi?”

“Böyle. Siktir, böyle.”

İkinci parmak girince inledim. Üçüncü için başımı salladım; girdi, doldurdu. Dil klitoriste kalınca bacaklarım omuzlarında titredi.

Ofis masasında yetişkin yakınlaşma — Liberal24

Yazıcı odasında

Sütyenimi indirdim. Burak memelerimi emdi.

“Meme uçlarını emebilir miyim?”

“Em. Sert em. Nazik edebiyat istemiyorum.”

Ağzı mememe yapıştı, ısırdı, diğerine geçti. Ben pantolonunu açtım; siki fırladı — kalın, damarlı, ucu kaygan. Avucuma aldım, sıvazladım. Sonra diz çöküp ağzıma aldım.

Tadı tuzlu-sıcak. Dilimi damarına gezdirdim, başını emdim, boğazım daralınca geri çekildim, salya ip gibi. Taşaklarını yokladım.

“Amına koyayım ne güzel yalıyorsun,” dedi.

Bir elimi kendi klitorisime götürdüm. Yazıcının fanı uğuldadı; güldük, devam ettik.

“Şimdi sen,” dedim. “Amımı ye.”

Ceketimin üstüne uzandım. Külotumu sıyırdı, dilini yarığıma gezdirdi, klitorisimi emdi. İki parmak soktu, kıvırdı.

“Daire… evet… amımı ye Burak.”

Kondomun sesi — paket yırtılması — ikimizi de gülümsetti. Gerçeklik kontrolü gibiydi: bu bir fantezi filmi değil, iki yetişkinin seçimi.

“Bol kaygan,” dedim.

“Sürdüm. Söyle, yavaş mı?”

“İlk santim yavaş. Sonra bırak.”

Girdiğinde nefesim kesildi, sonra buldum. Kalçalarımla karşılık verdim. Her vuruşta meme uçlarım sürttü; o birini ağzına aldı, emerken sikmeye devam etti.

Neredeyse boşalıyordum.

“Dur.”

Durdu.

“Kondom?”

“Cüzdanımda, dedi.”

Taktı.

“Hazır mısın?”

“Hazırım. Yavaş gir. Sonra sik.”

Girdi. Dolu. Nefesimi buldum, kalçamı ilerlettim.

“Bekle… tamam… sik. Daha sert.”

Üstüne çıktım. Tempo sertleşti.

“Ofiste sik beni Burak.”

“Sikiyorum Melis.”

Pozisyon değiştirdik. Bu sefer yan yattık; bacağımı kaldırdı, arkadan girdi, eli önden klitorisimde. Daha derin, daha kontrolü bende. Tempo ortaklaştı — ne o tek taraflı hızlı gitti, ne ben sadece aldım.

“Söyle,” dedi. “Nasıl?”

“Böyle. Biraz daha… evet. Amımı doldur. Sik.”

“Sikiyorum.”

Öpüştük. İnlemekten dilimiz birbirine çarptı. Orgazm yaklaşınca göz göze kaldık; kaçmadık.

“Boşalacağım.”

“Gel. Ben de… Melis…”

Geldik. Amımı kasarak sıktım; Burak inledi. Ter, nefes, yazıcı fanı.

İç sesim: Yarın slayt 12’de gülmemem lazım.

Ayakta, duvara yaslanarak

“Bir tur daha ister misin? İstemezsen giyiniriz.”

“İsterim. Sen nasıl istersen.”

“Beni duvara yasla, bacağımı kaldır. Yeni kondom. Bol kaygan.”

Kaygan, kondom. Duvara yaslandım. Burak girdi, bekledi.

“Tamam mı?”

“Tamam. Sik. Sert.”

Sikti. Bir eli kalçamda, diğeri mememde.

“Daha hızlı… amımı sik Burak… daha derin”

“Alıyorsun. Söyle yeterse.”

İkinci orgazm daha sert geldi. Dizlerim titredi; Burak belimi tuttu, o da boşaldı.

Sonra durduk. Su içtik. Ellerimiz hâlâ birbirindeydi ama acele yoktu. Konuşmak da azdırıcıydı — çünkü utanmadan konuşuyorduk.

“En çok neyi sevdin?” diye sordum.

“Senin ‘dur’ demeye cesaretin ve dememen,” dedi. “Ve amını yemek.”

Güldüm.

“Ben de senin sikini yalamayı. Ve içeri girerken sormanı.”

Yeniden öpüştük. Bu sefer yumuşak. Sonra yine sertleşti — çünkü bedenlerimiz bitmemişti.

Sonra

Su içtik. Konuştuk.

“Sunumda göz göze gelince...” dedim.

“Profesyonel kalırız. Bu gece burada kaldı.”

Eller yine birbirindeydi. Bu sefer yavaş: yüz yüze, küçük hareketler, ortak tempo. Klitorisimi birlikte okşadık. Orgazm dalga dalga geldi; Burak peşimden geldi.

“İkinci orgazm daha iyiydi”

“Çünkü konuştuk.”

Makyajımı düzelttim. Gömleğini ilikledi.

“Yarın 09:00” dedim.

“Aynı slayt. Farklı nefes.”

Asansörde sessizdik. Kapı açılınca ‘iyi geceler’ dedik.

İç sesim: İtiraf: rızaydı. Ve çok iyi sikiştik.

Sunum notlarının yanında

Yazıcı odasından çıkıp kendi masama döndük — hâlâ kilitli kat. Burak sunum kâğıtlarını düzeltirken ben onun arkasından sarıldım. Şaka değil, devam.

“Melis… gerçekten?”

“Gerçekten. Ayakta. Hızlı. Kondom.”

Pantolonunu indirdi, taktı, beni masaya oturttu. Eteğimi belime sıyırdı, külotumu kenara çekti, girdi. Masadaki marker kalemler titredi.

“Sik… evet… yarın bu slaytı göstereceğim diye düşünme.”

“Düşünmüyorum,” dedi. “Seni sikiyorum.”

Bir elimle masaya tutundum, diğeriyle klitorisimi okşadım. Orgazm çabuk geldi — gerilim + yasak + rıza. Burak da peşimden geldi, dişlerini omzuma bastırdı, ısırmadan.

Nefes nefese güldük. Kâğıtlar yere düşmüştü; topladık. Gerçekten toparlanma.

“09:00’da ‘herkese günaydın’,” dedim.

“Günaydın,” dedi. “Ve… teşekkürler. Sorduğun için. Dur diyebildiğin için.”

“Sen de durduğun için,” dedim.

Asansörde ayrıldık. Gece dışarıda yağmur çiseiyordu. İçim sıcaktı.